Başkalarının Plansızlığı Bizim Aciliyetimiz Olabilir mi?
Zaman yönetimi, modern dünyada en değerli becerilerden biri haline gelmiştir. Hepimizin belirli bir programı, öncelikleri ve sorumlulukları var. Ancak bazen başkalarının plansızlığı ya da düzensizliği, hiç ilgimiz olmayan bir aciliyet olarak karşımıza çıkabiliyor. Üstelik bu durum sadece bir aciliyetle de sınırlı kalmaz; plansızlık, beraberinde stres, kaos, gereksiz gerginlikler ve çile getirir.
İş hayatında ve günlük yaşamda bu duruma sayısız örnek bulunabilir. Bir iş arkadaşının son dakikada yetiştiremediği bir rapor, bir müşterinin aylarca ilgilenmediği bir konuyu aniden acil hale getirmesi, ya da bir dostun kendi hatalı planlamasının sorumluluğunu bize yüklemeye çalışması… Bir organizasyonun düzensizliği nedeniyle toplantılara saatlerce geç başlanması veya uzun süredir yapılması gereken bir işin ertelenip son dakikada acil hale gelmesi gibi daha pek çok örnek verilebilir. Hatta eve gelirken "Bir şeye ihtiyacın var mı?" diye sorup “Yok” cevabını aldıktan sonra, yemek yaparken "Bu lazım, şu eksik" diye koşturulmak bile bu duruma dahildir! İşte bu yüzden, başkalarının plansızlığına sürekli dahil olmak sadece zamanımızı değil, zihnimizi de yıpratır.
Elbette bazen yardım etmek gerekir. Acil bir durumda destek olmak ve dayanışma göstermek insani bir refleks. Ancak sürekli olarak başkalarının düzensizliği nedeniyle kendi planlarımızı bozmak ve onların stresini üzerimize almak zorunda değiliz. "Senin plansızlığın benim aciliyetim değildir" sözü tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü plansız insanlar, sadece kendilerini değil, çevresindekileri de bir girdabın içine çekiyorlar.
Bazı insanlar, plan yapmayı ve sorumluluklarını zamanında yerine getirmeyi alışkanlık haline getirirken, bazıları işleri sürekli son dakikaya bırakır. Plansızlığı hayat tarzı haline getirenler, genellikle çevrelerindeki insanları da bu kaosa sürükler. Ancak herkesin bu düzensizliğe ortak olması beklenemez. İyi planlama, yalnızca bireysel bir beceri değil, aynı zamanda başkalarına duyulan bir saygının da göstergesidir.
Sonuç olarak, başkalarının plansızlığı bizim aciliyetimiz olmak zorunda değil. Ancak çoğu zaman, onların stresi de bize bulaşır. Önemli olan, bunu bir istisna mı yoksa bir kural haline mi getirdiğimizdir. Ara sıra yardım etmek elbette güzeldir, ancak sürekli başkalarının düzensizliği içinde kaybolmak yerine kendi sınırlarımızı korumak ve zamanımızı bilinçli bir şekilde yönetmek en doğru yaklaşım olacaktır. Öte yandan, bir işin aciliyet kazanmasının sebebi her zaman bireysel plansızlıklar da değildir; bazen yetersiz iş gücü, eski teknolojilerin kullanımı ya da finansal kaynakların eksikliği gibi yapısal sorunlar da süreci zorlaştırabilir. İş gücü planlamasında yapılan hatalar, gerekli yatırımların zamanında yapılmaması veya teknolojik altyapının güncellenmemesi, işleri beklenenden daha yoğun ve stresli hale getirebilir. Bu noktada önemli olan, bu tür durumların önceden öngörülüp iyi bir planlamayla yönetilmesi, böylece plansızlığın kaçınılmaz bir kriz haline gelmesinin önüne geçilmesidir.

Yorumlar