Yalıtın, yalıtalım, yalıtsınlar

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma
1 Mart 2008 tarihinde 18:23 sularında bünyaz yazmış.107 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Malumunuz bunyaz.com küresel ısınma konusunda hassasiyetini koruyan ve bu uğurda bir nefer olarak mücadele eden bir yapıda.Daha önce bu konularda çok yazı yazdık hatta sayfa bile ayırdık. Neyse bu aralar bizim ikinci katta inşaat olayı mevcut tabi babamın alet edevatı katı işgal ettiği için kademeli olarak ilerliyoruz.Bu gün alçı işleri ve yalıtım için bi usta geldi gerekli malzemeleri geçen geldiğinde yazmış aldırdık.Bu gün çıktım yukarı usta başlamış işlere.Biraz muhabbet ettik ustayla bu yalıtım ve tasarruf üzerine.Dediğine göre evin dış kısmı güzel bir şekilde strafor kaplanırsa %50 ısı tasarrufu yapılıyormuş. Buda bize otomatikman %50 cep tasarrufu yapmayı sağlıyacak haliyle.Ustamız İstanbul’da çalışmış ve şuan İstanbulda yalıtımsız evlere izin çıkmadığını söylüyor.Aslında tüm Türkiye genelinde yaygınlaşsa bu olay dışa bağımlılıkta en azından doğal gaz için büyük ölçüde kazanç sağlamış oluruz.

Yalıtımı neden yapmalıyız

  • Enerji verimi artacak ve parasal olarak tasarruf sağlanacaktır.
  • Yalıtımın korunması için, ekstra bir güç ve maliyete gerek yoktur, kalıcıdır ve genelde bakım gerektirmez.
  • Konforu arttırır. Bina boyunca, sıcaklık dağılımı daha homojen olur.
  • Yalıtım, dışardan gelen gürültüyü emdiği için, ses yalıtımı da sağlar.
  • Genel bir kazanç olarak da, yalıtım sayesinde ısınma amacı ile yakılan yakıttan çevreye olan zararlı atık gaz geçişi azalmış olur.

Bizim buralarda bu yalıtım işini yapan bir müteahhit varmış.Genelde cam mozaik kaplama yapıyorlar diyor fakat maliyet olarak ikiside aynı tutuyor biri göz boyuyor diğeri hem cebe hem çevreye katkı sağlıyor.
Babam odanın beş tarafını straforla döndü duvarlar çift tuğla arkada 13.5 luk arada strafor önde 8.5 luk tuğla,tavanda 3.5cm strafor ve üzerinde 1cm lik kaplama alçı yapılıyor. Tabi masraflı bir iş ama az önce dediğim gibi ısı ve nakit tasarrufu sağladığı bariz ortada.Babam bu kadar masrafı 2 senede çıkartacağından emin olduğu için pek bi mutluydu hatta "Ben bu odayı mumla bile ısıtırım" diyordu en son havadislere göre. Neyse bunyaz.com’dan tavsiye ev yaptırırken yada alacakken en öncelikli isteklerinizden biriside bu yalıtım olayı olsun tehlikenin farkına varın.

Etiketler:, , , , , , , , , ,

TR’de Zirai İlaç Kullanımı

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma, sağlık
28 Ocak 2008 tarihinde 19:11 sularında aleysan yazmış.232 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Dün akşam TRT2′de izledim ve üstünde durulması gereken bir konu olduğuna kanaat getirdim. Türkiye’deki zirai ilaç kullanımın artmasına yönelik bir araştırma yapmış TRT. Neredeyse yediğimiz tüm meyve sebzeler Pestisit denilen zirai ilaç barındırıyor. Üretim sırasında mamulu börtü böcekten korumak için atılan bu ilaçlar dünyayı tehtit eder durumda. İlk başlarda Pestisit kullanımı sonuç verir.  Fakat gittikce zararlı canlılar bu ilaçlara karşı bağışıklık kazanır. Sonuç mu daha güçlü Pestisit üretimi ama böcekler bunlarada bağışıklık kazanıyor. Siz ilaç atsanızda atmasanız da kaybınız %30 ile %15 arasıda. Olan bize ve dünyamıza oluyor. Bu ilaçları da biz kullanıyoruz burada ortaya bir çelişki çıkıyor. Biliyor musunuz bu ilaçlar taaaaaaa buzullarda bile tesbit edilmiş hatta ve hatta anne sütünde bile :( düşünün!!!! Pestisit kullanmadan ürünler korumaz mı derseniz korunuyormuş. Doğada her canlınıın bir düşmanı vardır. Dengeyi bozmasaydık böyle şeyler ortaya çıkmayacaktı. İnsalık başa dönmüş böcülerle doğal şavaş için uğraş veriyor. Hadi hayırlısı. Bu ilaç firmalarının pek işine gelmiyecek ama olsun. Bu ilaçlar gitgide insanlar üzerinde etkili oluyor ve kansere kadar varıyor. Hepimiz bu ilaçların kullanımın karşısında olalım arkadaşlar. vesselam…

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Astroit dünyaya çok yakın geçecek…

Kategoriler: Küresel ısınma, dünya
25 Ocak 2008 tarihinde 15:49 sularında rencber20 yazmış.166 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Küresel ısınma - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Küresel ısınma

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) 29 şubatta bir asteroidin Dünya’nın çok yakınından geçeceğini, çarpma tehlikesinin bulunmadığını açıkladı.
      NASA açıklamasında, 11 Ekim 2007′de NASA’daki bilim adamları tarafından keşfedilen asteroidin 150 ila 610 metre boyundaki asteroid’in gezegenimize 550 bin kilometre yakından geçeceği ve amatörler tarafından (29 Şubat TSİ 07.33′te) açık bir havada teleskopla izlenebileceği kaydedildi.
      Açıklamada, ”2007 TU24, 2027′den önce bu boyda Dünya’ya bu kadar yakın geçecek tek asteroid olacak” denildi ve Dünya’ya çarpma tehlikesi bulunmadığı ve endişe etmeye gerek olmadığı, tersine gözlem yapmak için bunun çok iyi bir fırsat olduğu kaydedildi.
      2007 TU24′ün Dünya’nın yakınından geçişi, bir başka asteroidin Mars yakınından geçmesinden bir gün önce gerçekleşecek. NASA, ilk hesaplamalarında, 2005 WD5 adı verilen bu asteroidin Mars’a çarpma olasılığını 25′te bir olarak açıklamıştı.

Etiketler:, , , ,

Rüzgarın Gücü

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma, sosyal yaşam
2 Kasım 2007 tarihinde 19:46 sularında bünyaz yazmış.717 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Türkiye bir çok doğal kaynakla süslü ve bu yüzden yüzyıllardır cazibe ve yabancıların ele geçirmek istedikleri bir merkezdir.Öyleki bir çok yeraltı zenginlikler yerüstü güzellikler Türkiye’de hem bacasız sanayimiz hemde bacalı havayı kirleten sanayimiz mevcut. :) Uzunca bir süredir dillerde olan bir Sinop’a nükleer santral kuralum zımbırtısı var.Tabi biz küresel ısınmaya karşı gençlik bunun karşısındayız burda bir sağlık ve başta insanlar olmak üzere bütün canlıların hayatı söz konusu.Yıllardır  kıyı ege civarı gezmişliğim  var ve bilenler iyi bilir alaçatının  rüzgarıyla ünlü bir memleket olduğunu hatta yelken ve sörf yarışmaları falan yapılır orda Alaçatı girişinde modern yel değirmenleri vardır.Ben bir çok kez onları gördüğümde "ulem koskoca Türkiye"de bi burdamı rüzgar var" derdim ve bakar kalırdım çok büyükler kimbilir ne enerji üretiliyordur.Neyse gelelim asıl mevzuya biz küresel ısınma karşıtı olmazsak küresel ısınma bize acayip bi kazık atacak belki biz o günleri görmeyiz ama bizim çocuklar torunlar, fanuslar içinde yaşamak zorunda kalacak yada kendilerine yaşayacak başka bir gezegen bulacaklar.E bide bunun kötü tarafı biz o teknolojiyi yakalayıncaya kadar bizim soyumuz tükenir zaten.Gelin etmeyim doğaya çevreye zarar vermeyin.Yoksa neslimiz tükenecek biz gidecek bi gezegen bulur onu mortgeyç ile taksit taksit satarızda gidecek aracı yapmak bizi biraz zorlar.

Neyse daldan dala atlamıyalım

"Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak için dün aldığı ‘lisans başvurularının’ toplam tutarı 156 milyar YTL’ye, toplam kurulu güç ise Türkiye’nin mevcut toplam elektrik enerjisi kurulu gücünün iki katına yakın olan 78 bin megavata (MW) ulaştı."

Bu nedemek oluyor arkadaşlar öncelikle enerji yatırımcısı akıllandı toplumun dünyanın tepkilerine kulak verir oldu.Bu hava enerjisi olayı en temiz enerji dönüşümlerinden benim bildiğim.Haliyle dünyanın gündeminde sürekli kalan küresel ısınma olayı bu tip enerji arayışlarına bilim adamları el atıveriyor  yatırımcıları yönlendiriyor.Bi de bunların Türkiye’de olması da bizi gururlandırıyor.Kim yaparsa yapsın özelmiş devletmiş ben işin sonunda kazanca bakarım arkadaş burda cevreye zarar yok insanlığa zarar yok başkalarına muhtaçlık yok,ama sen gel nükleer enerji santrali kuracam de bu olmaz bunlar insanlığa ters, savaştan farksız eylemlerdir.Karşıyız yatırın paraları Havaya suya zararsız insanlığı tehdit etmeyen bütün işlere :)

Devamında

"
EPDK başkanı Yusuf Günay, ”artık bu rüzgarın önünde kimse duramaz. Beklediğimizin çok üzerinde bir başvuru ile karşılaştık” dedi.

Konuyla ilgili AA muhabirine açıklama yapan EPDK Başkanı Günay, dünkü lisans başvurularının ardından, tüm gece boyunca dosyaların incelendiğini söyledi.

Türkiye’nin rüzgar kurulu gücü son yıllarda devreye giren yatırımlarla 180 MW’ye ulaştığını ifade eden Günay, ”Bir ülkede Türkiye’nin tüm kaynaklardan oluşan toplam kurulu gücünün iki katı oranında rüzgar yatırımı başvurusu yapılması şaşırtıcı gelebilir. Özel sektörle görüşmelerimize göre çok yüksek bir talep öngörümüz vardı. Ancak beklediğimizin çok üzerinde bir başvuru ile karşılaştık. Böyle bir durum dünyada daha önce yaşanmadı. Bundan ülkemiz ve sektörümüz adına çok memnunuz” diye konuştu.

-”TAMAMI YATIRIMA DÖNÜŞMEZ”-

Mevcut elektrik iletim altyapısı ile aynı bölge için çok sayıda başvuru yapılmış olması dikkate alındığında, bu başvuruların tamamının yatırıma dönüşeceğini söylemenin mümkün olmayacağını belirten EPDK Başkanı, tabloya bakılacağını ve ne kadarının lisans alabileceğinin görüleceğini söyledi. Günay, şöyle konuştu:

”Ancak bu başvuruların önemli bir kısmını, dünyanın en büyük enerji şirketleri ile ülkemizde sadece enerjide değil ekonominin her alanında işleri olan çok köklü kurumlar yaptı. Bu şirketlerin önemli kısmı rüzgar ölçümlerimi yapmış, kredisini temin etmiş hatta türbin siparişi verip direkleri ne zaman dikeceğinin planlamasını da yapmış ciddi şirketler.

Aralarında sadece karada değil denizde de rüzgardan elektrik üretmek için tüm çalışmalarını yapanlar var. Üstelik kurumumuza başvuru aşamasında 780 milyon YTL’lik teminat mektubu verdiler. Bu başvurular ve şirketlerin hazırlıkları gösteriyor ki artık (bu yatırımcılar gayriciddi, bu işi yapmayacak) demek kadar abesle iştigal bir iş olamaz. Artık bu rüzgarın önünde kimse duramaz.”

-TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜ ENERJİDE YATIRIMA İSTEKLİ-

Türk özel sektörünün enerjide yatırım yapmaya çok istekli olduğunu kaydeden Günay, rüzgar lisansı için yapılan başvuruların da ”bu iş özel sektörle olmaz” diyenlere bir ders olduğunu söyledi.

Günay, doğal gaz, kömür ve hidrolik yatırım başvuruları da dikkate alındığında özel sektörün Türkiye’nin arz güvenliğini sağlayacak, kaynak çeşitliliğini yapacak ve yerli kaynakları devreye alacak durum olduğunu vurguladı.

Bu yatırımların acilen devreye alınması için üstlerine görev düşen tüm kamu kurumlarının gereğini yapmaları gerektiğini ifade eden Günay, ”TEİAŞ, iletim alt yapısını güçlendirmek için özel sektörü de işin içine katan modeli hayata geçirmeli. EPDK, bu başvuruları en kısa sürede sonuçlandırmak için çalışmalı ve tüm kurumlarla birlikte bir yöntem geliştirerek aynı bölge için başvuru yapan şirketlerden kime lisans vereceğimize yönelik seçimi yapmalıyız” dedi."

Etiketler:, , , , , , , ,

Kyoto Protokolü

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma
16 Ekim 2007 tarihinde 22:23 sularında bünyaz yazmış.373 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Kyoto Protokolü

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997‘de imzalanan protokol, 2005‘te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990′daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) dünyadaki toplam emisyonun %55′ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya‘nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.

Kyoto Protokolü şu anda tüm dünyadaki 160 ülkeyi ve sera gazı salınımlarının %55′inden fazlasını kapsamaktadır. Kyoto Protokolü ile devreye girecek önlemler, pahalı yatırımlar gerektirmektedir.

Sözleşmeye göre;

  • atmosfere salınan sera gazı miktarı %5′e çekilecek,
  • endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek,
  • daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme sağlanacak, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,
  • atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek,
  • fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılacak,
  • çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek,
  • termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak,
  • güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak,
  • fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır.

Kyoto Protokolü şu prensipleri temel alır:

  • Kyoto Protokolü devletler tarafından desteklenir ve BM şemsiyesi altında küresel kurallar ile belirlenir
  • Devletler iki genel sınıfa ayrılmıştır: gelişmiş ülkeler, bu ülkeler Ek 1 ülkeleri olarak anılacaktır; ve gelişmekte olan ülkeler, bu ülkeler Ek 1′de yer almayan ülkeler olarak anılacaklardır. Ek 1 ülkeleri sera gazı salınımlarını azaltmayı kabul etmişlerdir. Ek 1′de yer almayan ülkelerin ise sera gazı sorumlulukları yoktur ve her yıl sera gazı envanteri raporu vermelidirler.
  • Kyoto Protokolündeki hedeflerine uymayan herhangi bir Ek 1 ülkesi bir sonraki dönem azaltma hedeflerinin %30 daha azaltılması ile cezalandırılacaktır.
  • 2008 ile 2012 arasında, Ek 1 ülkeleri sera gazı salınımlarını 1990 yılı seviyesinden ortalama %5 aşağıya çekmek zorundadırlar (birçok AB üyesi ülke için bu 2008 için beklenilen sera gazı salınımlarının %15 aşağısına denk gelmektedir). Ortalama salınım azalmasının %5 olarak belirlenmesine rağmen AB üyesi ülkelerin salınım hedefleri %8 azaltma ile İzlanda tarafından hedeflenen %10 artırıma kadar değişmektedir. Bu azaltma hedefleri 2013 yılına kadar belirlenmiştir.
  • Kyoto Protokolü, Ek 1 ülkelerinin sera gazı salınımı hedeflerine ulaşmak için başka ülkelerden salınım azalması satın alabilmeleri esnekliğine imkan tanımıştır. Bu, çeşitli borsalardan (AB Salınım Ticaret Borsası gibi) veya Ek 1′de yer almayan ülkelerin salınımlarını azaltan Temiz Gelişim Tekniği (TGT) projeleri ile veya diğer Ek 1 ülkelerinden satın alınabilinir.
  • Sadece TGT Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış Onaylı Salınım Azaltımları (OSA) alınıp satılabilir. BM çatısı altında, Kyoto Protokolü Bonn merkezli Temiz Gelişme Tekniği Yönetim Kurulu’nu Ek 1′de yer almayan ülkelerde gerçekleştirilen TGT projelerini değerlendirip onaylaması için kurmuştur. Bu projeler onaylandıktan sonra OSA verilir.

Pratikte bu kurallar Ek 1′de yer almayan ülkelerin sera gazı sınırlamalarına tabi olmadıklarını ama sera gazını azaltan bir projenin bu ülkelerde uygulanması durumunda elde edilen Karbon Kredisinin Ek 1 ülkelerine satılabilineceğini anlatır.

Bu mekanizma şu iki ana nedenden dolayı koyulmuştur:

  • Kyoto Protokolüne uymak bazı Ek 1 ülkeleri için oldukça sınırlayıcıdır (özellikle Japonya ve Hollanda gibi zaten az salınım yapan ve çevre standartlarına saygılı ülkeler için). Protokol böylece bu ülkelerin kendi sera gazı salınımlarını azaltmak yerine Karbon Kredisi almalarını sağlar; ve
  • bu şekilde Ek 1′de yer almayan ülkeler sera gazı salınımlarını azaltmak için teşvik edilmiş olurlar çünkü Karbon Kredisi satarak bu projeler için kaynak edinmiş olurlar.

Tüm Ek 1 ülkeleri Kyoto Protokolü içinde sera gazı salınım değerlerini gözetim altında tutmak için ulusal daireler kurmuşlardır. Japonya, Kanada, İtalya, Hollanda, Almanya ve daha birçok ülke devletleri karbon kredisi için bütçeden pay ayırmışlardır. Bu ülkeler kendi büyük enerji, petrol, doğalgaz holdingleri ile birlikte çalışarak mümkün olan en fazla sayıda Karbon Kredisini en ucuza almaya çalışmaktadırlar.

Hemen hemen tüm Ek 1′de yer almayan ülkeler de kendi Kyoto Protokolü süreçlerini izlemek amacıyla ve özellikle TGT Yönetim Kuruluna destek için sunacakları projeleri belirlemek amacıyla yönetim birimleri kurmuşlardır.

Bu iki ülke grubunun çıkarları birbirine terstir, Ek 1 ülkeleri mümkün olan en ucuza Karbon Kredisi almak isterlerken Ek 1′de yer almayan ülkeler ise kendi TGT projelerinden elde ettikleri Karbon Kredisinden en fazla değeri elde etmek istemektedirler.

Amaçlar 

Kyoto Protokolündeki amaç, “atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak”tır.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 1990 ile 2100 yılları arasında 1.4 °C ile 5.8 °C arası sıcaklık artışı tahmin etmektedir. Tahminlere göre, başarılı bir şekilde uygulanması durumunda Kyoto Protokolü bu artışı 0.02 ile 0.28 C arasında düşürebilecektir (kaynak: Nature, Ekim 2003 sayısı)

Kyoto Protokolü savunucuları bu protokolün amaca ulaşmak için ilk adım olduğunu ve amaca ulaşıncaya kadar hedeflerin değiştirileceğini belirtmektedirler.

 

Anlaşmanın Durumu 

Anlaşma Aralık 1997′de Japonya‘nın Kyoto şehrinde görüşülmüş, 16 Mart 1998′de imzaya açılmış ve 15 Mart 1999′da son halini almıştır. Rusya‘nın 18 Kasım 2004′te katılmasıyla 90 gün sonra 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aralık 2006 tarihinde toplam 169 ülke ve devlete bağlı örgütler anlaşmaya imza atmışlardır (Ek 1 ülkelerinin salınımlarının %61.6’sından fazlasına karşılık gelmektedir). İmza atmayan önemli ülkeler arasında ABD ve Avustralya gibi gelişmiş ülkeler haricinde, gelişmekte olan Türkiye gibi ülkeler de yer almaktadır.[1] Çin ve Hindistan gibi bazı ülkeler ise anlaşmaya imza atsalar bile karbon salınımlarını azaltmak zorunda değillerdir.[kaynak belirtilmeli]

Anlaşmanın 25. maddesine göre anlaşma “Ek 1′de yer alan en az 55 ülkenin imzalaması ve bunun Ek 1 ülke salınımlarının en az %55′ine karşılık gelmesi durumunda, buna uyulduğu tarihten sonraki doksanıncı gün yürürlüğe girer.” 55 ülke şartı 23 Mayıs 2002′de İzlanda‘nın anlaşmayı kabul etmesi ile, %55 şartı da Rusya‘nın 18 Kasım 2004′te anlaşmayı imzalaması ile sağlanmış, anlaşma 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Anlaşmanın Detayları 

Birleşmiş Milletler Çevre Programı basın bildirisine göre: “Kyoto Protokolü gelişmiş ülkelerin sera gazı salınımlarını 1990 yılına göre %5.2 azaltmalarını öngören bir anlaşmadır (protokolün uygulanmaması durumunda 2010 yılı salınım tahminleri dikkate alınırsa bu, %29′luk bir azalmaya karşılık gelmektedir). Amaç altı sera gazının – karbon dioksit, metan, nitrous oksit, sülfür heksaflorid, HFC‘ler ve PFC‘ler – 2008-2012 arası beş yıllık ortalama salınım değerlerini azaltmaktır. Ulusal hedefler AB ve başka bazı ülkeler için %8′lik, ABD için %7′lik, Japonya için %6′lık azaltma, Rusya için %0 değişiklik ve Avustralya için %8 ile İzlanda için %10′luk bir artış şeklinde çeşitlilik göstermektedir.”

Anlaşma 1992′de Rio De Janeiro‘da yapılan Dünya Zirvesi’nda kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) ek olarak kabul edilmiştir. BMİDÇS üyesi tüm ülkeler Kyoto Protokolüne imza atabilir, üye olmayanlar atamazlar.

Kyoto Protokolünün birçok maddesi BMİDÇS Ek 1′de belirtilen gelişmiş ülkeler için geçerlidir.

 

Ortak ama özelleşmiş sorumluluklar 

BMİDÇS “ortak ama özelleşmiş” sorumluluklar tanımlamaktadır. Ortak ülkeler

  1. Tarihsel ve güncel küresel sera gazı salınımının gelişmiş ülkeler tarafından gerçekleştirildiğini
  2. Gelişmekte olan ülkelerin kişi başı gaz salınımlarının halen düşük olduğunu
  3. Gelişmekte olan ülkelerin küresel salınımlarının sosyal ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre artacağını

kabul ederler.

Diğer bir deyişle Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkeler anlaşma gereklerinden muaftırlar çünkü şu andaki iklim değişikliklerine neden olan salınımların ana sorumlusu değildirler.

Kyoto Protokolünü eleştirenler gelişmekte olan ülkelerin ve özellikle Çin, Hindistan gibi ülkelerin yakın bir zamanda en fazla sera gazı salınımı yapan ülkeler olacağını söylemektedirler. Aynı zamanda, protokol sınırlamaları yüzünden gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere çıkış olacağını ve dolayısıyla net sera gazı salınımlarının değişmeyeceğini söylemekteler.

 

Salınım Ticareti 

Kyoto Protokolüne göre ülkeler 2008 ile 2012 yılları arasında salınımlarını 1990 yılına göre %5.2 düşürmekle yükümlüdürler. Buna rağmen, pratikte birçok ülke belirli sanayi kuruluşlarına sınırlamalar koymuştur (kağıt endüstrisi, enerji santralleri gibi). AB’de bu uygulama vardır ve birçok ülke de buna doğru kaymaktadır. Buna göre, belirlenen seviyeden fazla salınım yapacağını anlayan bir şirket bir şekilde başka yerlerden Karbon Kredisi bulmak zorundadır. Bu da Karbon Kredisi ticaretini ve borsasını ortaya çıkarmıştır.

 

Yaptırımlar 

BMİDÇS Uygulama Biriminin bir Ek 1 ülkesinin salınım hedeflerine uymadığına karar vermesi durumunda o ülke salınım hedefi farkı ile birlikte fazladan %30 daha salınımını azaltması gerekmektedir. Aynı zamanda ülke salınım ticareti programın YUZDE 50 SİNİ KAPSAMAKTADIR

alıntı

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Karbonmetre

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma
13 Ekim 2007 tarihinde 19:58 sularında bünyaz yazmış.180 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...
Küresel ısınmaya bir çok maddenin sebep olduğunu biliyoruz .Tema vakfının sitesinden aldığım aşağıdaki bilgiler ve ölçüm sistemleri yardımıylla neyin ne kadar küresel ısınmaya katkıda bulunduğunu görebilmekteyiz.Burdan bizede taş geliyor tabi yani biz bir yılda ne kadar küresel ısınmaya destek veriyoruz bu nekadar karbon ve buna bağlı nekadar ağaç katlediyor bunu burdan öğrenebiliyor ve  imkanlarımız dahilinde ağaç yardımında bulunabiliyoruz .TEMA Karbometre

"Ülkemiz ne yazık ki küresel ısınmanın zararlı etkilerini en önce ve en şiddetli biçimde yaşayacaktır. Genel kanı ılıman ve yağışlı bölgelerin daha fazla yağış alacağı ve ısı yükselmesinin tarım ürünlerinde rekolte artışı gibi yararlarının olabileceği yönündeyken, ülkemizin yer aldığı Akdeniz ve Orta Doğu bölgesinde aksine bir gelişim, yani kuraklık artışı ve tarımsal verimde düşüş öngörülmektedir.

Diğer bir tahmin ise taşkınlar ve fırtınalar gibi doğal afetlerdeki artışların meydana geleceğidir. Bunun ne kadar isabetli bir tahmin olduğu ne yazık ki son zamanların hem en kurak mevsimini hem de en sert kışlarından birini geçiren ülkemizde meydana gelen ve tarım alanlarını, seraları, yerleşim alanlarını tahrip eden, can alan sel gibi doğal olmayan felaketler ile kanıtlanmaktadır.

Etkiler yöreden yöreye, hatta bitkiden bitkiye değişiklik gösterecek olsa da, ülkemizin başı zaten su kıtlığı, kuraklık ve toprak erozyonu gibi ciddi sorunlarla derttedir. En büyük şansımız ise Türkiye’nin birçok bitki ve meyvenin yabani atalarının anavatanı olmasıdır. Bu genler korunarak iklim değişikliğine uygun olanların geliştirilmesi, ülkemizin küresel ısınmanın beraberinde getirdiği sorunlarla başetmesini kolaylaştıracaktır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) raporuna göre kuraklık koşullarına uyum sağlamakta çok becerikli olarak nitelenen bu türlerden biri de Meşe’dir.

Küresel Isınma Süreci başladı ve bunu geri çevirmek oldukça güç. Ama en azından daha fazla ilerlemesini engelleyebiliriz.

Soru: "Nasıl mı?"
Cevap: "Ağaç dikmeye ne dersiniz !"

Ağaçlar, atmosferdeki sera gazlarını emdikleri için, küresel ısınmanın tehditlerini azaltma konusunda, en güçlü silahlardan biridir.

Soru: "Ne kadar mı dikmelisiniz ?"
Cevap: "Sitemizde yer alan karbonmetreyle yıllık kişisel tüketiminizden kaynaklanan karbon emisyon miktarını hesaplayın ve bunu telafi etmek için yılda kaç ağaç dikmeniz gerektiğini bulun."

Gerisi çok kolay. İster kazmanızı küreğinizi alın ağaçlarınızı ellerinizle dikin, isterseniz TEMA Vakfı gibi ağaçlandırma yapan sivil toplum kuruluşlarına cüzi bir bedel ödeyerek ağaçlarınızın dikilmesini sağlayın.

Dilerseniz burdan üye olup oturduğunuz yerden bile ağaçlarınızı dikebilirsiniz.

Kolay Gelsin…" Hesaplama için burdan

Etiketler:, , , , , , , ,

Küresel ısınma ve acı gerçekler

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma
10 Ekim 2007 tarihinde 22:59 sularında bünyaz yazmış.206 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Her geçengün küresel küresel ısınıyoruz ama hala bir takım kimseler gerçeklerin farkında bile değil tek dertleri para para ve para onların hepsinin ben … Küresel ısınmayla ilgili güzel bir video buyrun

Etiketler:, , , , , , ,

İyi mesafe katetmişiz

Kategoriler: Aktüel..., Küresel ısınma, içimden geldi ;)
7 Ekim 2007 tarihinde 20:23 sularında bünyaz yazmış.165 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması na geçte olsa fazla idaamız olmadan katıldık.Seo yarışmasının başlangıç tarihi ve bizim yarışmaya katılma tarihimiz arasındaki uçurum göz önünde bulundurulunca yani yarışma başlangıç tarihi 09 Temmuz 2007 biz ise 16 Eylül 2007 tarihlerdende görüldüğü gibi biz bu seo işine hakim olmaya başlamışız anlaşılan.Ben an itibariyle 71.sıradayım eğer beni bu sayfada göremezseniz (inşallah göremezsiniz ) bir önceki sayfaya gidebilirsiniz.Yazıda hep çoğul konuşmuş olmamın sebebi bellidir.Benim hemen ardımdan fatih kardeşimde www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması na iştirakte bulunmuştu. Burda sitedeki www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması için biriktirmekte olduğu yazılar mevcuttur.Herkeze başarılar.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Sera etkisi nedir

Kategoriler: Aktüel..., Eğitim, Küresel ısınma, dünya
2 Ekim 2007 tarihinde 22:45 sularında bünyaz yazmış.1,009 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Aktüel...

Uzun zamandır kürelsel ısınma kategorisine katkıda bulunamıyorduk.Malum yarışma heyecenı ve bilgi paylaşımı gerekçesiyle küresel ısınmaya en büyük etki katkı yapan sera etkisini ve sonuçlarını hebberaber inceleyelim

Yerküre, Güneş’ten gelen kısa dalgalı ışınımın bir bölümünü yeryüzünde, bir bölümünü alt atmosferde (troposferde) emer. Güneş ışınımın bir bölümü ise, emilme gerçekleşmeden, yüzeyden ve atmosferden yansıyarak uzaya kaçar. Yüzeyde ve troposferde tutulan enerji, atmosfer ve okyanus dolaşımıyla yeryüzüne dağılır ve uzun dalgalı yer ışınımı olarak atmosfere geri verilir. Yeryüzünden salınan uzun dalgalı ışınımın önemli bir bölümü, yine atmosfer tarafından emilir ve daha az Güneş enerjisi alan yüksek enlemlerde ve düşük sıcaklıklarda salınır. Atmosferdeki gazların gelen Güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre’nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç "SERA ETKİSİ" olarak adlandırılmaktadır.

Sera etkisi yapan gazlar

Doğal sera gazları (su buharı (H2O), CO2, CH2, N2O ve ozon (O3))  ile endüstriyel üretim sonucunda ortaya çıkan florlu bileşikler, atmosferdeki sera etkisini düzenleyen temel maddelerdir.

          UNFCCC Sözleşmesi, 1987 tarihli Birleşmiş Milletler Ozon Tabakasının Korunması Sözleşmesi Montreal Protokolü ile kontrol altına alınamayan bütün sera gazlarını içermektedir.

Buna karşılık Kyoto Protokolü aşağıda belirtilen  sera gazlarıyla ilgilidir:

- Karbon dioksit  (CO2)

- Metan  (CH4)

- Nitrik oksit  (N2O)

- Hidroflorokarbon  (HFC)

- Hidrokarbur perflor  (PFC)

- Kükürt heksaflorit  (SF6)

- Su buharı  H2O)

 

Sera gazları

CO2

CH4

N2O

 (atmosferik birikim)

 (ppmv)

 (ppbv)

 (ppbv)

 Sanayi öncesi(1750-1800)

 ~280

 ~700

 ~275

 Günümüzde (1998)

 365

 1745

 314

 Yıllık değişim (birikim)

 1.5

 10

 0.8

 Atmosferik ömrü (yıl)

 5-200

 12

 120

 Küresel Isınma Potansiyeli

 1

 21

 310

 

ppbv = hacim olarak
milyarda kısım

pptv = hacim olarak
trilyonda kısım

ppmv = hacim olarak
milyonda kısım

(ppmv): Gazın atmosferde kapladığı alanın hacimsel gösterimi.

Atmosferdeki karbon dioksit ve diğer sera gazlarının ulaştığı birikim düzeyi, sanayi devriminden bu yana hızla yükselmiştir. Atmosferdeki sera gazı birikimlerinin artmasına en başta fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma ve diğer insan etkinlikleri yol açmış; ekonomik büyümeyle nüfus artışı bu süreci daha da hızlandırmıştır.

 

 

Gazların Çeşitli Sektörlere Göre Atmosfere Yayılımıyla İlgili  Oranlar       

Sanayi  %22

Yapılaşma  %20

Tarım (özellikle çiftlik hayvanlarının sıvı atıkları ve metan yayılması)  %19

Soğutucu gazlar  %0,5

Enerji  %11

Atıklar ve diğerleri  %2

            Sera gazlarının bu günkü sevide sabit tutulması mümkün olsa dahi dünyamız ısınmaya devam edecektir. Zira okyanusların atmosfer değişikliklerini izlemesi daha uzun zaman almaktadır

   Sera gazı emisyonunu etkileyen faktörler

 Fosil yakıtlar

-          Karbon içeriği, kalori değeri gibi yakıt özellikleri

-          Madenin tipi ve yeri

-          Yakıtın çıkarılma yöntemi

-          Doğal gaz için boru hattı kayıpları

-          Dönüşüm verimliliği

-         Yakıt temini, tesisin kurulması ve sökülmesi için kullanılan elektriğin elde edildiği yakıt cinsi

         Hidrolik

 

-          Tipi (akarsu veya rezervuar)

-          Tesis yeri (tropik bölge, kuzey iklimi)

-          Baraj inşaatı için kullanılan enerji

-          İnşaat malzemelerinin (beton, çelik…) üretiminden kaynaklanan emisyonlar

Rüzgar

-          Bileşenlerin üretimi ve inşaat sırasında kullanılan enerji

-          Tesisin yeri (iç bölge ya da kıyı bölge)

-          Verim ya da kapasite faktörü (bölgedeki rüzgar durumu)

Güneş

-          Pil üretiminde kullanılan silikonun miktarı ve niteliği

-          Teknolojinin tipi (amorf, kristal malzeme)

-          Üretim için kullanılan elektriğin elde edildiği yakıt cinsi

-          Yıllık verim  ya da tesis ömrü (düşük kapasite faktöründen dolayı rüzgar ve güneş enerjisinin kW başına emisyon miktarı düşüktür ancak kWsaat başına emisyon miktarı yüksektir)

Biyokütle

-          Yakıt özelliği (nem içeriği, kalori değeri)

-          Yakıt hazırlamada kullanılan enerji (büyütme, hasat, taşıma)

-          Tesis teknolojisi

Nükleer

-       Yakıtın çıkarılması, dönüştürülmesi, zenginleştirilmesi ve tesisin inşaası ile sökülmesi sırasında kullanılan enerji

-         Yakıt zenginleştirme için gerekli olan enerji (gaz difüzyon teknolojisi yakıtın zenginleştirilmesi aşamasında enerji yoğun bir işlemdir ve santrifüj işlemine göre 10 kat daha fazla sera gazına sebep olur. Lazer teknolojisi ise santrifüj işlemine göre daha az emisyona sebep olur.)

-        Yakıtın yeniden işlenmesi ve geri dönüştürülmesi seçeneği yakıtın tek sefer kullanılmasına göre enerji üretim zincirinde %10-15 daha az sera gazı emisyonuna sebep olur.

Etiketler:, , , ,

www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması

Kategoriler: Küresel ısınma
16 Eylül 2007 tarihinde 21:20 sularında bünyaz yazmış.461 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Küresel ısınma - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Küresel ısınma

Son günlerde sitem üzerinde çeşitli seo denemeleri yapıyorum bilgim dahilinde mesafe katettiğimi düşünüyorum yarışmaya profesyonel olarak katılmasakta kendimizi deneme adına bi giriş yapalım bakarsın ilk üçe gireriz

" www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması başladı. Seo kelimesi “Search Engine Optimization” cümlesinin kısaltması olup,
herhangi bir websayfasını yada sitesini istenilen bir kelimede arama motorları sonuçlarında ilk sıralarda çıkartmak için yapılan işlemler bütünüdür. Bu yarışma sonucunda ilk sırada olan arkadaşımız 2007 yılının en iyi SEO’cusu seçilecek ve ödüllendirilecekdir. Amaç hem eğlenmek hemde yarışma coşkusunu yaşatacak forum etkinliğidir. Yarışma ödülleri neler?

 

Birinciye) >> Trp.Com.Tr`den 1000$ HaberOdasi.Com`dan 1000 + ringofon 1000$ nakit para ödülü

İkinciye) >> SonDakikaci.Com`dan HP NX 7300 Laptop + Tumlab.com 500$ nakit para ödülü

( Üçüncüye) >> AdayimTv.Com`dan PlayStation 3

İlk 3`e giren yarışmacılara HaberOdasi.Com`a ait 400 sitede , 32 Radyo kanalında , 16 Tv Kanalında 1 ay boyunca reklam verme imkanı.

NeyinPesindesin.Com`dan 6 boyunca kullanabileceği özel üyelik .

R10 Net`den 1 aylık Text reklam verebilme imkanı.

Sitelerinde kullanabileceği 2007 SEO Şampiyonu ifadesi yer alan Logo.

 

 

Yarışma Nasıl Olacak ? derseniz;

Yarışma kelimemiz “www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması”
kelimesinde google.com arama sonucunda ilk 5 sıraya çıkmak için yarışılacak. Yarışmada hile , haksızlık vs olaylar yaşanması mümkün değildir, herkes
“www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması” - Google’da Ara bu linkden ilk 3 sırada çıkan siteyi rahatça gözlemleyebilir.

Yarışma Kuralları ?
1- Yarışmaya mevcut sitenizle yada sayfanızla katılabilirsiniz, yeni sayfa veya site zorunluluğu yoktur. Yarışmaya katılacak siteniz ücretsiz alan adı uzantısınada sahip olabilir. (blogcu, blogspot, 8m.net , cjb.net vs vs)
2- Yarışmaya katıldığınız sayfa veya site’de yarışma hakkında bilgilendirici yazı , yarışma banner’ı ve r10.net’ e link olmak zorundadır !.
3- Yarışma 31 Aralık 2007 saat 23.59 da sona erecektir.
4- Yarışma sonunda arama sonucunda birinci sırada r10.net veya yarışma kurallarına uymayan site bulunursa şayet, yarışmayı bir altındaki site kazanmış olur.
5- Yarışmaya sponsor olan sitelere link verme zorunluğuğu vardır.

Bağlantılar

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Yine bir doğa haberi 800 deniz kaplumbağası ‘evlat’ oldu

Kategoriler: Küresel ısınma
9 Eylül 2007 tarihinde 13:13 sularında bünyaz yazmış.323 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Küresel ısınma - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Küresel ısınma

Bildiğiniz gibi bunyaz.com çevreci tavrını herfırsatta göstermektedir bunun yanında yapılan birçok çalışmaya destek vermektedir.İşte geçen sene başlatılan kampanyaya bu yıl ikinciside katılmış durumda haberiniz olsun dünya kötü sona gidiyor…

"800 deniz kaplumbağası ‘evlat’ oldu

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Eylül 2006′da başlattığı ‘Bir denizkaplumbağası evlat edinin’ kampanyasına gelen bağışlarla yavru denizkaplumbağalarını koruyor.Kampanyayla 800′ü aşkın yumurta evlat edinilirken, bu yılki hedef bin yavru olacak. WWF-Türkiye’nin deniz kaplumbağalarının korunması amacıyla başlattığı kampanya büyük ilgi gördü. Katılanların bağışları; Adana, Antalya, Mersin Çevre ve Orman İl müdürlükleri ile yapılan işbirliği protokolleri kapsamında Adana, Antalya ve Mersin kumsallarında sürdürülen projelere aktarıldı. Yuvalama dönemi olan haziranda başlayan çalışmalar, denizkaplumbağası araştırma, izleme ve koruma aktiviteleriyle eylül sonuna kadar sürecek. WWF-Türkiye yetkilileri, yıllardır Akdeniz’in en yaşlı denizcisinin son sığınaklarında neslini sürdürebilmesi için çalıştıklarını belirterek, 10 YTL’lik bağışla bir yavru evlat edinen destekçilere teşekkür etti. Yetkililer, geçen yılki proje ile 32 bin yavrunun dünyaya geldiğine dikkat çekti."

zaman

Etiketler:, , , ,

Küresel Isınma (Global Warming)

Kategoriler: Küresel ısınma
25 Ağustos 2007 tarihinde 14:20 sularında bünyaz yazmış.174 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Decrease font size for Category - Küresel ısınma - bünyaz™ Ailenizin Sitesi - bünyaz ve arkadaşlarının sahip olduğu en güzel şey,Ailenizin sitesi...Increase font size for Category - Küresel ısınma

Sitemizde