Yevmiyenin kelime anlamını hepimiz biliriz.Ben kendimi bildim bilelli boş kaldığım her vakitde babamla beraber çalışırım.Babam ne iş yapar derseniz bana göre yapmadığı işleri saymak daha kolay geliyor :) Babam esasında torna tesviye ustasıdır fakat İzmir’de yakın bir arkadaşı gel seninle tesisat işi yapalım der ve babam olur sıhhi tesisatcı.O işleri yaparkende gider bir ahşap silme makinası (yani bozuk yüzeyleri zımparalayan makina) alır. Aradan zaman geçer Kemalpaşada samimi bir dostu ile alüminyum doğrama atöylesi açar ve uslatık belgesini alır.Sağolsun hayırsız bir eniştem var sayesinde oradan ayrılmak zorunda kalırlar.Sonrasında babam gene eski düzen kendi işlerini yapamaya devam eder.Şimdi bu süreçde bizzat benimde bulunmuşluğum var o zamanlar “sen kimin oğlusun len” “sucu enver” :D sonrasında “Bu delikanlıı senin mi usta” “ellerinden öper” şimdilerde “Demek hastanedesin ama babanada yardım ediyorsun, maşallah” “E napalım amcam boş durmakdan iyidir” gibi ve çok benzeri cümleleri halen duyuyorum.
Bazen kışın soğuğunda bazen yazın en sıcak günlerinde çekilmesede bana kazandırdığı bir çok ders var.Hayatımla ilgili bir çok kararı bu süreçde verdim halende eski günleri örnek alır ona göre kararlar veririim. Devamını oku »
Genelde hayatımla ilgili kararları verirken zorlanırdım. Çoğu şeyi zamana bırakır onun zan altına girmesini sağlardım. İlginç bir taktik ama… Hele şu 6 aydır her şey üst üste geldi önemli kararlar vermek zorunda kaldım. Birinin beni gazlaması lazım. Bu sefer ki gazı bunyaz kardeşimden aldım. Sağolsun bazen onu fikir babam olarak görürüm. Soğuk kanlılıkla karar verir bazende karşısına dikilirim öyle olmaz diye. Ne alangirikli hayat demi? Bir arkadaşımız yanlış yapmasın diye bazen 4-5 kişi toplanır oğlum bak yanlış yapıyorsun diye nasihat da ederiz hani. Ona akıl vermek, onun yerine düşünüp karar vermek daha kolay. Devamını oku »
Mini minnacık ayaklar mini minnacık eller Mustafa Keleşoğlunun eğitmenliğinde büyüklerine taş çıkarır derecesinde folklör gösterisini izlemenizi isterim.Video yükleme işini ben üstlendim biraz sıkıntı yaşadık ama olsun uğraşımıza değdi.İnşallah bununla kalmazlar ;) :)
Bir zamanların adam astıran halkı kan kusturan hem ekonomik hemde dünyada prestij kaybına neden olan darbe söylemleri şu 8-9 yıl öncesine kadar bir çok kişiden alenen duyabileceğimiz,belkide aşırı hazımsızlıkda doktorun "yapacak birşey yok, tek çare musil" demesi gibi birşeydi darbe.Fakat onca kötü anımızın olmasına rağmen halen kime ve neye hizmet ettikleri belli olmayan bağzı kitleler bu darbe çığırtkanlığından vageçmiyorlar.Şimdi kalkp "ne lan bu darbenin bize kazandırdığı" diye sorsam oda kalkıp bana " valla seni bilmem ama beni dindar bir başbakandan kurtarsın yeter,ekonomi nasıl oolsa bata çıka gider,prestij desen ben o atalara bir gün dua etmemiş şükran duymamışım şimdi onların canı pahasına savaşıp almalarınımı düşüneceğim" der demez se adam değilim! Zaten mantikende bakarsak bunları düşünen adam, istikrar isteyen adam kalkar darbe söylemini, bırakın ağzına almayı karşısında tek yumruk olur.Ama başda dedim ya neye ve kime hizmet ettikleri belli olmayan kimseler.
Evet doğru duydunuz. İzmir’li blogcular Wolkanca ve Başak Ölmez‘in bütün zorluklara göğüs gererek bir organizasyon düzenlemesi sayesinde 19 Nisan 2008 Cumartesi günü saat 14:00′da Konak Pier Home Store‘da buluşuyor. Mekan on numara isteyenler incelesin, İzmir’li blogcularla buluşması ise cabsası. İzmir‘li herkes biliyordur Konak Pier’i, bilmeyenler sora sora bulsun. hehe. Ama organizasyona katılmak için buradan kayıt yaptırmanız gerekiyor. Denize karşı sıcak bir buluşma olacağına inanıyorum.
Bildiğim kadarıyla yarın Kapatma davası kabul yada red edilecek.Bu karardan önce hala bu iddanameyi okumadan atıp tutanlara (menfi ,müspet) sonkez çağrıda bulunuyor ve şunları bir okuyun sonra konuşun diyorum.
Saatlerimizi bu gece 3 ken 4e son kez aldık ve gün ışığından istifade etme uğruna yaklaşık bir kaç haftalık uyku dengesizliğine girmiş bulunduk dadi hayırlısı.
bunyaz.com’a "gazetelerden" adında yeni bir kategori ekliyoruz . Beğendiğimiz ve topluma yararlı gördüğümüz köşe yazılarını veya makaleleri kısa kısa yayınlayacağız. Bu kategori altında ilk köşe yazısı sabah gazetesinden MEHMET BARLAS‘a ait buyrun…
Ömer Seyfettin‘in "YüksekÖkçeler "ini okumayan var mıdır?
Unutanlara özetleyerek hatırlatayım. Göztepe’deki köşkünde hizmetçisi Eleni, evlatlığı Gülter ve aşçısı Mehmet’ten oluşan küçük dünyasında yaşayan zengin dul Hatice Hanım, boyu kısa olduğu için bir karışa yakın topuklu (ökçeli) ayakkabılar giyerdi. Bu yüksek ökçelerle merdivenleri takır takır bir hamlede iner, ayağı burkulmadan bir aşağı, bir yukarı koşar dururdu
Hatice Hanım, köşkten hiçbir yere çıkmadığı için sürekli odaları dolaşır, tavan arasına çıkar, mutfağa iner, adamlarını denetlerdi.
Onlara sürekli aynı öğüdü verirdi: - Benimgibiolun!Benkimseilegörüşüyormuyum?Sakınsizdekomşularınhizmetçileriyle,uşaklarıylakonuşmayın.El,insanıazdırır!