Evet doğru duydunuz. İzmir’li blogcular Wolkanca ve Başak Ölmez‘in bütün zorluklara göğüs gererek bir organizasyon düzenlemesi sayesinde 19 Nisan 2008 Cumartesi günü saat 14:00′da Konak Pier Home Store‘da buluşuyor. Mekan on numara isteyenler incelesin, İzmir’li blogcularla buluşması ise cabsası. İzmir‘li herkes biliyordur Konak Pier’i, bilmeyenler sora sora bulsun. hehe. Ama organizasyona katılmak için buradan kayıt yaptırmanız gerekiyor. Denize karşı sıcak bir buluşma olacağına inanıyorum.
Bildiğim kadarıyla yarın Kapatma davası kabul yada red edilecek.Bu karardan önce hala bu iddanameyi okumadan atıp tutanlara (menfi ,müspet) sonkez çağrıda bulunuyor ve şunları bir okuyun sonra konuşun diyorum.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı son zamanlarda bir çok konuda değişikliğe gidiyor malumunuz sosyal güvenlik yasası açık bir örnek tabi bunu yanında logosunda da değişiklik yapmış
Saatlerimizi bu gece 3 ken 4e son kez aldık ve gün ışığından istifade etme uğruna yaklaşık bir kaç haftalık uyku dengesizliğine girmiş bulunduk dadi hayırlısı.
Bilbord dergisi Türkiye’de de resmi web sitesini açmış.Ben pek tasarım ve içerik işinden anlamasamda gözüme ilk çarpan malesef herhangi bir RSS bağlantısı yok.Bu bizim gibi rss alışkınları açısından talihsiz bir unutkanlık olmuş Görsel bazda değerlendirme yapacak olursak da gayet hoş geldi gözüme.Bende bir bakayım diyorsanız buradan buyrun.
bunyaz.com’a "gazetelerden" adında yeni bir kategori ekliyoruz . Beğendiğimiz ve topluma yararlı gördüğümüz köşe yazılarını veya makaleleri kısa kısa yayınlayacağız. Bu kategori altında ilk köşe yazısı sabah gazetesinden MEHMET BARLAS‘a ait buyrun…
Ömer Seyfettin‘in "YüksekÖkçeler "ini okumayan var mıdır?
Unutanlara özetleyerek hatırlatayım. Göztepe’deki köşkünde hizmetçisi Eleni, evlatlığı Gülter ve aşçısı Mehmet’ten oluşan küçük dünyasında yaşayan zengin dul Hatice Hanım, boyu kısa olduğu için bir karışa yakın topuklu (ökçeli) ayakkabılar giyerdi. Bu yüksek ökçelerle merdivenleri takır takır bir hamlede iner, ayağı burkulmadan bir aşağı, bir yukarı koşar dururdu
Hatice Hanım, köşkten hiçbir yere çıkmadığı için sürekli odaları dolaşır, tavan arasına çıkar, mutfağa iner, adamlarını denetlerdi.
Onlara sürekli aynı öğüdü verirdi: - Benimgibiolun!Benkimseilegörüşüyormuyum?Sakınsizdekomşularınhizmetçileriyle,uşaklarıylakonuşmayın.El,insanıazdırır!
Son bir kaç haftadır türkülerle yatıp türkülerle kalkıyorum. Hasan Mutlucan, Neşet Ertaş ve niceleri… İçimdeki yörüklük duyugusu kabarıyor. Kalkıyorum bi dolanıyorum efe gibi. Hehe. Kendi kültürümüzü unutmamamız lazım. Yıllar geçsede içimizde bir şeylerin kıpırdanması şart. Benliğimizi, özümüzü bilmemiz gerek dünyaya adepte olayım derken kendimizden uzaklaşmayalım. Gazeteler ve televizyonlar da bizim uzaklaşmamız için ellerinden geleni yapıyorlar sağolsunlar. Yapılan programların içeriğine bakarsak bunları kolayca anlayabiliriz. Neyse sıkmayayım sizi daha fazla. Hasan Mutlucan‘dan efelerin efesi yörük ali yi dinleyelim….
1 Nisandan itibaret trafikte ölümlü yada maddi hasarlı kazaya karışan taraflar artık polis beklemek zorunda değil.Fakat bir sorun var acaba taraflar polis beklemeyecekde ne yapacak.Türkiye’de bir kaza olacak ve taraflar efendi efendi tutanak tutup polisi aradan çıkartacaklar,böylece işlemler hızlanacak ve trafik maduriyetleri azaltılacak."Hadi ordan be,gerizekalının başkanı" diyesim geldi.Böyle saçmalık mı olur.Ben 2005 de bi kaza yaptım,aracına çarptığım adamın aracıda öndekine çarpıyor en öndeki gelmiş "yaw kardeşim burda bu saatde kaza mı yapılır,hayret bişeysiniz" demez mi "bende "yav kardeşim bizde dünden anlaşmadık adamla bu saatde bu yolda kaza yapalım diye" dedim adam ısrarla tekrarlayınca yumruklarımı sıktım tam adama dalacam flim koptu o esnada polisler ve arkadaşar sağolsunlar bi pisliğe bulaşmadan sadece kaza yaparak o günü kurtardık.Neyse şimdi düşünün benim gibi arkadaşlarımda sabırsız ve birden atak bir cinlenme geçirip adama dalsaydık e zaten polisde bu işten elini eteğini çekti, artık o adamın vay haline yer misin yemez misin .Gerçekte 1 Nisan şakası gibi, muhakkak düşündüğünüz bir şeyler vardır ama Türkiye’de olduğumuzu ve bireylerin katıksız yerli olduğunu ve bu tip durumlarda kanun uygulayıcının olay yerine intikalindeki dakikaların bile kavgayı, gürültüyü nedenli etkilediğini asla ve kata göz ardı etmeyin.