Cam Ocağı-İzzet Özdemir-Çeşm-i bülbül Bizim ilklerimiz

Sen, darbe nedir bilir misin Ertuğrul Amca!

Kategoriler: Aktüel..., sosyal yaşam
23 Eylül 2007 tarihinde 14:17 sularında bünyaz yazmış.639 Kez okunmuş EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu Bu yazıyı pdf formatında indir Decrease font size for Post - Sen, darbe nedir bilir misin Ertuğrul Amca! - Aktüel... - bünyaz™ Ailenizin SitesiIncrease font size for Post - Sen, darbe nedir bilir misin Ertuğrul Amca!


Şu anayasa değişikliği piyasaya çıktı çıkalı herkezin yada elit kesimin tek kaygısı "anayasaya dini sembollerin özgürlüğü gelirse ne yaparız" korkusu kanımca.Fakat burda bir çelişki doğmuyor mu? Şimdi sen kendini toplumun seviye bazında üstünde göreceksin ben çağdaş modern ve yenilikci bir vatandaşım üstüne üstük hepinizden daha demokratım diyeceksin sonra dinsel sembolleri siyasi algılayarak "ki bunu bilinçli yaptığından %100 eminim"  kardeşim anayasada bu olursa olmaz sonra biz ne yaparız canımızın istediği gibi  içemeyiz  eşlerimizin başını zorla kapatırlar bizi iran yaparlar falan filan… Uzayıp giden nidalar atılıyor.Şimdi ben şu soruyu sorsam cuk oturur "Sen nasıl demokratsın ya" bu nasıl bir çelişki bu nasıl bir çıkmaz bu nasıl bir mantıksızlık örneği… Yıllarca sizin gibiler yüzünden herkez herşeyden nem kapmaya başladı "ay efendim şunlara bak" diyor bir kuyrukta beklerken çağdaş bir bayan karşıdan gelen kapalı kadınlara kendisi çağdaşlık sınırlarını zorlamış bir durumda karşıdaki ne kadar kapalıysa o da aksine o kadar açık ki millet önüne bakamıyor! Sanane o senin ne giydiğine karışıyormu yada o yaşına kadar sana kimse karışmışmı da sen ona karışıyorsun hoş karışsalar zaten bu kadar rahat olamazdınya neyse :) Daha demokrasiyi,özgürlüğü,hürriyeti içine sindirememiş keserin yaptığı gibi hep bana hep bana anlayışı bütün vücudunu sarmış iliklerine işlemiş bir kitle bu gün cahil göbeğini kaşıyan kokan adam olarak gördüğü,onlara göre ezik olan bir grubu kendi çapında aşağılama düşman gösterme gayretinde ne yapacağını şaşşırmış bir halde ilerliyor.

 

"Mahalle baskısı" kavramını duymuşsunuzdur.Bir hipermarket in mahallelilerin baskısı yüzünden kapatıldığını iddaa edenler müdür tarafından yalanladı.İşin ilginç yanı bu tür haberleri görmeye alıştığımız için beni fazla etkilemiyor duyduğum an gülerim hiç şaşmaz.Fakat hala bunları bişey sanan garibim vatandaş hemen bu dolmaları yiyor.Haber yalanlanmış ama ramazanda hassas olan insanlara bu tür haber yapmanın anlamı ne bel altı vurmanın anlamı ne neyse ben kısa bişey yazmayı düşünüyordum fakat uzadı asıl konu darbe baskısında yetişmiş bir neslin acı feryadını kendince dile getiren senai demircinin yazısıyla sizleri başbaşa bırakıyorum.Mahalle baskısına dayanamayanlar darbe baskısına nasıl dayandılar ? Bunca yıl karşısında masuzdanmı durdular yoksa ? Acaba darbenin hep yanındalarmıydı…

 

"SENAİ DEMİRCİ

 

Gazetenizin alkışladığı Eylül darbesinin sımsıcak hissedildiği 80’li yıllardı. Bir gecede sizinki başı çekmek üzere, gazetelerin hepsi dehşetli bir kâbusla irkilmiş olmalıydılar ki, bir günün sabahına aynı manşetle çıktılar: “İrtica geliyor!” “Kara ses!” “Cumhuriyet tehlikede!” “Şeriat tehdidi!” Darbe sımsıcaktı! Manşetiniz çakmak çakmaktı: “Türkiye İran olacak!”

 

Hava soğuktu. İri manşetleriniz “darbe” vurdu incecik kalemlerimize. İran’a benzemesin ülkemiz diye, biz elleri soğuktan morarmış gencecik kızlar kapı önlerinde bırakıldık. İrtica uğramasın diye semtimize, babalarımızın ineğini, tarlasını satarak okuttuğu biz köylü kızları koca şehrin ortasında sahipsiz, okulsuz, harçlıksız ve burssuz kalakaldık. Elbette ki, üzerimizde, çekingen ve ürkek, biraz ağabeyvari kaş çatmalarla, biraz babacan tembihlerle derinleşen türden bir “mahalle baskısı” kurmak değildi niyetiniz. Onun yerine, tepeden inen, her defasında bizi küçük düşüren, her karşılaşmamızda bizi utandıran, sindiren, özgüvenimizi yerle bir eden “devlet baskı”sını saldınız üzerimize.

 

Hava soğuktu. Üniversite yemekhanesinde sıcacık çorbalar içiliyordu; biz uzaktan bakıyorduk. Şimdilerde “Haydi kızlar okula!” diye ellerinden tutuyormuş gibi yaptığınız, intiharlarını uzaktan haber yaptığınız biz Kürt kızlarının kuma olmamak, zorla evlendirilmemek için tutunduğu üniversite umudunu bir darbeyle kırdınız. İmam Hatip Yaptırma ve Yaşatma Dernekleri kurucusu amcalarımızın, bin bir yakarmayla okutulmamıza ikna ettikleri, “bağnaz”, “laftan anlamaz”, “mutaassıp” hacı amcaların kızları olan bizler, hayallerimizin en kırılgan yerinde, hazırlık sınıfında okurken; umutlarımıza sımsıkı tutunduğumuz demde, diplomamızı almamıza aylar kalmışken ani bir darbeyle yere yığıldık. Dereceyle hak ettiğimiz diplomaların yerine, soğuk ve acımasız “yassaaah!” uyarıları aldık. En kırılgan yanımızdan yedik darbeyi. Kalplerimizin kırılmasına engel olamadık. Özgüvenimiz tuzla buz olurken, bir şey yapamadık.

 

Pek saftık. Büyüklerimizin ihale hesaplarına, sosyal mühendislik manipülasyonlarına, politik markajlarına, ekonomik kamuflajlarına akıl erdiremeyeceğimiz bir yaştaydık. İki seçeneğimiz vardı: Başörtümüzü ya utançla bir lavabonun kuytusunda başımızdan çekecektik ya da başımızda tutup hayallerimizi dürerek eve dönecektik. “Bir başka seçenek daha olabilir mi?” diye düşünen, biz “kandırılmış”, “beyni yıkanmış” “kendini bilmez” kızlar nezaket abidesi “ikna odası” baskılarıyla tanıştı. Çok korktuğunuz o “mahalle baskısı”nı görmedik. Nereden geldiğini anlamadığımız bir darbeyle, aynı ideallerle büyüdüğümüz akranlarımız arasında “tehlikeli” diye etiketlendik, “öteki” sayılıverdik. Ülkesinin her bir köşesine aydınlık getirecek, körpecik çocuklara umut aşılayacak “okumuşlar” olacaktık ama…

 

Darbe tuttu ellerimizden. Manşetlerinizin baskısı ağır oldu. Omuzlarımız incecikti. Direnç gösteremedik. Şehirli olmaktan vazgeçtik. Köyümüze geri döndük. “Mahalle baskısı”na karşı koyamadık. Köylü kaldık. Yönetici olamadık. Yönetilenler arasında yerimizi aldık. Hizmet üretenlerden olamadık. “Hizmetliler” kadrosuna alındık.

 

Bir süredir de “katsayı” darbesi yiyoruz. Üniversite sınavında aynı puanı almak için daha çok soru yanıtlama baskısı altındayız. Hoşgöreceğinizi umduğumuz kabalığımız ve anlayışsızlığımız da bu yüzden. Birkaç matematik-fen sorusunu daha doğru yanıtlayalım derken, derin mecazlar yüklü “darbe” yazınızı anlayacak edebiyat zevkinden yoksun kaldık. Tıp fakültesinin kapısından geri çevrildiğimiz için, içimizde sinsi bir ur gibi sakladığımız o korkunç darbe niyetimizi ve baskı hevesimizi müşfik bir cerrah maharetiyle açığa çıkarıp teşhis etmenizi bile düşmanca algıladık. Derin saygı beslediğimiz hocalarımız tarafından “Çık dışarı!” diye terbiye edildiğimiz için kocası tarafından “darb” edilerek hizaya gelen cahil kadınlardan olmaya razı olduk; kadınların geleceğini tehlikeye attık.. Başörtülerimizin politik renklerini ve sinsi desenlerini başını bağla(ya)mayan hemcinslerimizin başına “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” bir anayasa maddesi gibi darb ettik. Çok pişmanız. Diz altına indirilmiş etek boylarımızla özgür kızların geleceğe doğru yürüyüşlerine tartışılmaz bir “Danıştay kararı” gibi “darbe” vurduğumuzu anlamakta çok geciktik. Utanıyoruz. Yerin dibine giriyor ve bir daha ne Çankaya civarında, ne Meclis koridorlarında, ne üniversite kapılarında, ne tiyatro salonlarında, ne yönetici koltuklarında, ne kentlerin ana caddelerinde, ne gizli saklı koylarda gözünüze görünmeyeceğimize söz veriyoruz.

 

Bir gün tarlamıza bir soğuk ayranımızı içmeye bekliyoruz. Korkmayın; başımızda folklorik değeri yüksek, yöresel desenlerle süslü, orijinal “köylü kadın yemenileri” olacak. s.demirci@zaman.com.tr"

 
Etiketler:, , , , , , ,
Rasgele Benzer yazılar
Tavsiye: Destek: Wp Arşiv .:Türkçe WordPress İçerik Sitesi:.

2 yorum var

  1. aleysan Bu Yoruma Cevap Ver

    haksızlıklara uğrayan tüm kardeşlerimizin ve bizim fikirlerimize tercüman olan senai abimize , bunyaz kardeşimize teşekkürler

  2. bunyaz Bu Yoruma Cevap Ver

    ben teşekkürü edeyimde senai abi de uğrar bi ara eder teşekkür :D

Yorum yapın

Browserda oynanan oyunlar ikariam antik çağ trivian online oyun browser game internetten oynanan oyunlar ogame klan savaşları Gladiatus klansavaşları